KimdirTarih

VI. Mehmed Vahdeddin Kimdir?

Sultan Abdülmecid’in oğlu Osmanlı Devletinin 36. padişahı olan VI. Mehmed Vahdeddin 'in hayatı hakkında sizlere bilgiler vereceğiz.

Sultan Vahdeddin Kimdir, VI. Mehmed Vahdeddin ‘in Hayatı, VI. Mehmed Vahdeddin dönemi önemi ve VI. Mehmed Vahdeddin hakkında daha fazla bilgiye bu makaleden sahip olabilirsiniz.

Hayatı

1861 yılında Sultan Abdülmecid ile Gülüstü Kadınefendi’nin oğlu olarak İstanbul da dünyaya geldi doğduğu yıl babasını kaybedince yetim kalmıştı. Bu yüzden ağabeyi II. Abdülhamid tarafından büyütüldü. Şehzadeliğinde gözlerden uzak bir yaşam sürdü. İyi bir eğitim alarak dini konulara dair hüküm verebilecek dereceye ulaştı. Amcası Sultan Abdülaziz’in veliaht ilan edilen oğlu Şehzade Yusuf İzzeddin Efendinin 1916 yılında şüpheli bir şekilde ölmesi sonucu veliaht ilan edildi. 1917 yılında yaveri olan Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Almanya seyahatine çıktı. 1918 yılında ağabeyi Sultan V. Mehmed Reşad’ın vefat etmesi üzerine 57 yaşındayken tahta çıktı. Osmanlı padişahlarının sonuncusudur.

Birinci Dünya Savaşı Sonrasında Ülkenin Durumu 

Sultan Mehmed Vahdeddin tahta çıktığı sıra da Birinci Dünya Savaşı devam ediyordu ve Osmanlı için felaket günden güne artmaktaydı. Alman denizaltıları Atlantikte Amerikan ticaret gemilerini batırınca savaşta taraf olmayan Amerika Birleşik Devletleri de savaşa dahil oldu ve Almanya bozguna uğratıldı. Almanya’nın yenilgisi üzerine Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan savaştan ayrılınca Osmanlı Devleti yalnız kaldı. Fakat savaş bitmeden önce Amerikan Başkanı Wudrow Wilson kendi adına ilkeler yayınladı bu ilkeler de mağlup devletlerden toprak ve tazminat alınmaması ve bir bölge de çoğunluk olan ulusun kendi geleceğini tayin etme hakkının verilmesi gibi ilkeler Osmanlı Devletinin işine geldi ve bu ilkelere güvenerek savaştan çekildi.

30 Eylül 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalanınca her şey tersine döndü ve ülke işgal edilmeye başlandı. 1918 yılı sonlarına doğru işgallere ilk tepki Hatay Dörtyol da düşmana karşı direniş hareketi ile başladı. Aynı yılın son günün de çıkarılan geri dönüş kararnamesince Tehcire tabi tutulan Ermeniler geri döndüler ve doğu da tekrar olaylar çıkarmaya başladılar.

Sultan Vahdeddin bu mütarekeye imza atanları kabul etmedi. İttihat ve Terakki yöneticileri de ülkeden kaçmaya başladı. Ülke tam bağımsızlık yanlıları ve mandacı bir yönetim yanlıları olmak üzere ikiye bölünüp cemiyetler kurarken azınlıklar da işgalden pay kapabilmek için kendi cemiyetlerini kurdular. Böyle bir ortam da ülkenin işgalden kurtarılması için çareler aranmaya başlandı.

15 Mayıs 1919 da İzmir Yunan kuvvetlerince işgal edildi. Bunun üzerine Sultan Vahdeddin Mustafa Kemal Paşayı huzuruna çağırarak Paşa devleti kurtarabilirsin diyerek ülkenin işgalden kurtarılması hususunda Mustafa Kemal Paşayı milleti işgallere karşı ayaklandırıp savaş başlatması konusunda görevlendirdi. Saray erkanından bazıları padişahın Mustafa Kemal Paşaya böyle bir görev vermesinden rahatsız olarak padişaha itiraz da bulundular hatta Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyetçi olduğunu ve zafer kazandığı takdirde hanedanı saf dışı bırakacağını dile getirseler de Sultan Vahdeddin bu söylenenlere kulak asmadı ve önemli olanın vatanın kurtuluşu olduğunu tacının ve tahtının bir önemi olmadığını söyledi.

Mustafa Kemal Paşa Dokuzuncu Ordu Müfettişliğine tayin edilerek 19 Mayıs 1919 da Samsun’a gönderildi. Buraya gönderilmesindeki amaç bölge de ortaya çıkan Rum sorununu halletmek ve bölge Türklerinin silahlarını almaktı. Fakat buraya geldiğinde sorunun Rumlardan kaynaklandığına ve Rumların sakin durması halinde olay çıkmayacağına dair bir rapor yazdı.

Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a çağrılınca bu emri yerine getirmedi ve görevden alınacağını düşünerek erken davrandı ve istifa etti. Aslında bütün bunlar Sultan Vahdeddin ile Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı planın ortaya çıkmaması içindi İtilaf Devletlerine oynanan bir oyundu. Mustafa Kemal Paşa Samsundan sonra Havzaya geçti ve bir genelge yayımladı bu genelge de İzmir’in işgalinin protesto edilmesi amacıyla mitingler yapılması istendi.

22 Haziran 1919 da ise Amasya Genelgesi yayımlanarak ülkenin içine düştüğü durum belirtilerek halk teşkilatlandırılmaya çalışıldı.  Aynı yılın Temmuz ve Eylül aylarında düzenlenen Erzurum ve Sivas Kongrelerinde direniş amaçlı kurulan bölgesel cemiyetler birleştirildi ve manda ve himayeye karşı çıkıldı.

İstanbul’un İşgali (1920) ve Ülkeyi Kurtarma Çabaları

İstanbul da toplanan son Mebuslar Meclisi de Misakı Milli Kararlarını kabul edince İstanbul 16 Mart 1920 de resmen işgale uğradı. Mebuslar İngilizler tarafından tutuklanarak Malta adasına sürgün edildi. 23 Nisan 1920 de Ankara da Mustafa Kemal Paşa tarafından Büyük Millet Meclisi Hükümeti kuruldu. 10 Ağustos 1920 de Sevr Barış Anlaşması imzalandı ve bu anlaşma ile ülkenin büyük çoğunluğu işgal edilerek Türklere Orta Anadolu’un bir bölümü ile Karadeniz Bölgesi ve İstanbul bırakılmış fakat şartlara uyulmaması halinde İstanbul’un da elden alınma kuralı getirilmişti.

Sevr Barış Anlaşması imzalandığı sıra da meclis dağıtıldığı ve mebusların da Malta da İngilizler tarafından tutsak olarak bulunmasından dolayı orta da anlaşmaya onay verecek bir meclis bulunmuyordu. Sevr Barış Anlaşması Yunanistan hariç hiçbir devlet tarafından kabul edilmedi. Bu yüzden hukuken geçersiz sayılmış ve hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir. Anadolu da mücadele sürerken Sultan Vahdeddin İngiliz baskısı ile Mustafa Kemal Paşanın ve yandaşlarının hain olduğuna ve öldürülmelerine dair bir fetva çıkardı. Sonradan Mustafa Kemal Paşaya gizli bir mektup göndererek fetvanın sahte olduğunu ve İngiliz baskısı sonucu verdiğini anlattı. Mustafa Kemal Paşa da Mecliste bu konu ile ilgili yaptığı bir konuşma da bu fetvanın İngiliz baskısı ile verildiğini doğruladı.

Doğu Cephesinde Ermeniler Kazım Karabekir tarafından yenilgiye uğratılınca Ermeniler 3 Aralık 1920 de imzaladığı Gümrü Anlaşması ile işgal ettiği bölgelerden çekilerek Misakı Milliyi tanıyan ilk devlet oldu. Bu dönem de Sovyet Rusya ile de yakınlaşmalar oldu ve Sovyet Rusya Türk mücadelesinden yana tavır aldı.

1921 yılında Kars ve Moskova Anlaşmaları imzalanarak ülkenin doğu sınırı çizilmiş aynı yıl Fransızlar Kuvayı Milliye tarafından Güney cephesinde yenilgiye uğratılarak geri çekildi ve Ekim 1921 de Ankara Anlaşmasını imzalayarak Hatay hariç olmak üzere Güneydoğu da işgal ettiği yerleri iade etti. Yunanlılara karşı ise 1. ve 2. İnönü zaferleri ile Sakarya Meydan Muharebesi kazanıldı. 1922 yılında ise Yunanlılar Büyük Taarruz da bozguna uğrayınca Ekim 1922 de Mudanya Mütarekesi imzalandı ve Batı Cephesi kapandı.

Saltanatın Kaldırılması (1922)

1922 yılının ekim sonlarına doğru Lozan da bir konferans düzenlenmesine karar verildi. Ancak konferansa hem Osmanlı Devleti hem de Ankara Hükümeti çağrıldı. İngilizlerin buradaki amacı Londra Konferansında birbirine düşüremediği iki hükümeti birbirine düşürmekti. Mustafa Kemal Paşa erken davrandı ve 1 Kasım 1922 de saltanatı lağvetti. İstanbul’daki son Osmanlı hükümeti de istifa etti. Böylece Osmanlı hanedanının yönetimi sona erdi. Sultan Vahdeddin’e karşı öldürme girişimlerinde bulunulunca Sultan Vahdeddin kendisini emniyette görmediği için 17 Kasım 1922 de İstanbul da bir İngiliz gemisine binerek Malta adasına gitmek zorunda kaldı.

Ölümü

Saltanatın kaldırılmasından sonra Sultan Vahdeddin canını tehlike de gördüğü için yanına oğlu Şehzade Mehmed Ertuğrul’u da alarak ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Ömrünün son yıllarını sürgünde geçirdi. Bir süre Malta da yaşayan Sultan Vahdeddin buradan ayrıldıktan sonra önce Mekke’ye sonra da İtalya’ya gitmek zorunda kaldı.

VI. Mehmed Vahdeddin 1926 yılının mayıs ayının ortalarında kalp yetmezliğinden vefat etti. Öldüğünde yastığının altından parasızlıktan dolayı alamadığı ilaçlarının reçetesi çıktı. Borcundan dolayı cenazesine haciz konuldu. Cenazesi üzerine konan haciz İslam dünyasından gönderilen yardımlarla kaldırıldı. Türkiye’ye kabul edilmeyen cenazesi Şam da Sultan Selim Cami’inde bulunan kabristana defnedildi. Cenazesi bugünkü Türkiye sınırları içinde bulunmayan tek padişahtır.

Kişiliği

Osmanlı Hanedanının son padişahı olan Sultan Vahdeddin Şehzadeliğinde çok iyi bir din eğitimi almış ve şeri konular da hüküm verebilecek bir seviyeye ulaşmıştı. Şehzadeliğinde veliahtlık sırası gerilerde olduğu için gözlerden ırak bir yaşam sürdü. Dindar bir padişahtı ve hakka hukuka riayet ederdi. Ülkeden ayrılırken ne hazineden ne de şahsi servetinden bir kuruş bile almamış ve şahsi servetini de hazineye devretmiştir.

Eşleri

  • Seniye İnşirah Kadınefendi
  • Şadiye Müveddet Kadınefendi
  • Nevvare Başhanımefendi
  • Emine Nazik-Edâ Baş Kadınefendi
  • Nimet Nevzad Hanımefendi

Çocukları

  • Şehzade Mehmed Ertuğrul Efendi
  • Rukiye Sabiha Sultan
  • Fatma Ulviye Sultan
  • Fenire Sultan

VI. Mehmed Vahdeddin Kimdir? Dönemi Kronolojisi

1918 Sultan Vahdeddin ağabeyi Sultan Reşad’ın ölümü üzerine tahta çıktı. Mondros Mütarekesi imzalandı. Hatay Dörtyol da işgalcilere karşı ilk direniş hareketi başladı.

1919 Paris Barış Konferansı düzenlendi. İzmir işgal edildi. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a gönderildi. Havza Genelgesi yayımlandı. Amasya Genelgesi yayımlandı. Erzurum Kongresi yapıldı. Sivas Kongresi yapıldı.

1920 İstanbul işgal edildi. Meclisi Mebusan dağıtıldı. Londra Konferansı düzenlendi. Sevr Anlaşması imzalandı. Gümrü Anlaşması imzalandı.

1921 I. İnönü savaşı yapıldı. II. İnönü Savaşı yapıldı. Eskişehir-Kütahya Savaşları yapıldı. Sakarya Meydan Muharebesi yapıldı. Ayrı ayrı Moskova, Kars ve Ankara Anlaşmaları imzalandı.

1922 Büyük Taarruz ile Yunanlılar bozguna uğratıldı. Mudanya Mütarekesi imzalandı. Lozan Barış Konferansı toplandı. Saltanat Kaldırıldı. ultan Vahdeddin ülkeden ayrılmak zorunda bırakıldı.

KAYNAKÇA

  • Falih Rıfkı Atay, Çankaya
  • Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün Bana Anlattıkları
  • Hüseyin Nihal Atsız, Türk Ülküsü
  • Necip Fazıl Kısakürek, Hain Değil Büyük Vatan Dostu Vahidüddin
  • Kadir Mısıroğlu, Osmanoğullarının Dramı
  • Kadir Mısıroğlu, Mazlum Bir Padişah Sultan Vahideddin
  • Murat Bardakçı, Şahbaba
  • İsmail Çolak, Osmanlının Gizli Tarihi
  • İsmail Çolak, Vahdeddin Hain mi Kahraman mı
  • Rehber Ansiklopedisi, 17. cilt
  • İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi

NOT Sultan Vahdeddin’in işgalcilerden yana tutum sergilemesinin amacı Mustafa Kemal Paşaya verdiği görevi başarılı bir şekil de yürütebilmesi için işgalcilerden yana görünmüştür. Bunun için Bülent Ecevit’in Vahdeddin hain değildi. Süleyman Demirel’in ise Vahdeddin’in Yüz yıl daha hain olarak bilinmesi gerekir diye yaptıkları açıklamaları okumanızı tavsiye ederiz.

Sultan Vahdeddin’in hain gösterilmesinin asıl amacı monarşi yönetimine alışmış olan Türk milletinin cumhuriyeti kabul edebilmesi ve cumhuriyete alışması amacıyla sürdürülmüş bir manipülasyondur. cumhuriyet rejiminin meşrulaştırılması içindir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu