KimdirNedir

Atatürk’ün Öğrenim Hayatı ve Gittiği Okullar

Bu yazımızda sizlere Mustafa Kemal Atatürk'ün öğrenim hayatı ve gittiği okullardan bahsedeceğiz.

Zübeyde Hanım ve Ali Rıza Bey’in oğlu, cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK, 1881 yılında Selanik’te doğmuş ve 1938 yılında yakalandığı siroz hastalığından Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etmiştir. Atatürk’ün düşüncelerinin gelişmesine büyük katkısı olan eğitim hayatı, onun hayatını biçimlendirmiş ve verdiği her kararın arkasında gururla etkisini göstermiştir. Atatürk’ün eğitim hayatı ve gittiği okullar sırasıyla şöyledir:

Atatürk’ün Gittiği Okullar

  • Mahalle Mektebi
  • Şemsi Efendi Mektebi
  • Selanik Mülkiye Rüştiyesi
  • Selanik Askeri Rüştiyesi
  • Manastır Askeri İdadisi
  • İstanbul Harp Okulu
  • İstanbul Harp Akademisi

Mustafa Kemalin Eğitime Başlaması

Mustafa okul çağına geldiğinde annesi ile babası arasında bir fikir uyuşmazlığı olur, annesi Mustafa’nın klasik eğitim anlayışının görüldüğü Mahalle mektebine gitmesinde ısrarcıyken, babası modern Batılı eğitimin verildiği Şemsi Efendi Okulu’na gitmesini istemektedir. Nitekim kadının bastırıp, fikirlerinin önemsenmediği Osmanlı geleneğine rağmen annesinin dediği olur ve Mustafa Mahalle Mektebi’nde öğrenimine başlar. Bu ailesinde kadına değer verildiğin ve Mustafa’nın fikir hayatının gelişiminde önemli rol oynadığının göstergesidir.

Karısının gönlünü hoş tutan Ali Rıza Bey, bir hafta sonra Mustafa’yı mektepten alır ve kendi uygun gördüğü okula yazdırır. Modern eğitimi baz alan okuluna yerleşen Mustafa, daha Şemsi Efendi mektebindeki eğitimini tamamlayamadan babası ölür ve annesi onu da alıp dayısının yanına yerleşir. Öğrenim hayatı yarıda kalan Mustafa, eğitimine devam etmek ister ve bunun için Selanik’e dönerek teyzesinin yanına yerleşir. Selanik Mülkiye Rüştiyesi’ne kayıt olur fakat asker olmak istediğinden oradaki eğitimini de yarıda bırakır. Annesi asker olmasına pek sıcak bakmasa da, Mustafa sınavlara gizlice girer ve Selanik Askeri Rüştiyesi’ne kayıt olur.

Atatürk’ün Askerlik Eğitimi

Selanik Askeri Rüştiyesi’nde eğitimine başlayan Mustafa, kısa sürede düşünceleri ve zekasıyla farkını gösterir ve öğretmenlerinin sevgisini kazanır. Matematik öğretmeniyle adaş olan Mustafa’ya öğretmeni yeteneklerinden dolayı sınıftaki Mustafalarla karıştırılmasın diye, Kemal ismini verir ve artık yetenekli öğrenci Mustafa Kemal olur.

Mustafa Kemal düşünce hayatını yapılandıran bu okulu bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisi’ne kaydolur ve düşünce hayatına yön veren yazar ve şairler ile tanışmaya başlar. Onları okur ve derslerine de gereken önemi verir. Üstün başarısıyla bitirdiği bu okulun ardından Kara Harp Akademisi’ne devam eder.

Düşündüklerini cesaretli bir şekilde söylemesi, çok okuyup yeni fikirler edinmesiyle öğretmenlerinin kısa zamanda ilgisini çeken Mustafa Kemal, okulunda aydın subay olarak anılmaya başlar. O devirde suç sayılabilecek konuşmaları, çok sevilmesi ve doğru konuşulması sebebiyle hoş görülürdü ve kimse tarafından şikayet edilmeyen Mustafa Kemal bir tehdite kurban gitmedi. Fakat arttıkça dikkat çeken bu davranışları, rejim üzerindeki konuşmaları şüphe çekti ve bu sayede birkaç ay tutuklu kaldı.

Subaylara gittikleri yerlerde teşkilat kurmalarını söyleyen Mustafa Kemal, kötüye giden düzeni değiştirmek adına bir şeyler yapmak isterken şikayet üzerine durduruldu ve Makedonya’ya atama beklerken Suriye bölgesindeki Şam’a sürüldü.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUK ANISI: PİYADECİLİK OYUNU
    Günlerden bir gün komşumuz Binbaşı Kadri Bey’in oğlu Ahmet izinli gelmişti. Temiz üniforması, anlamlı bakışlarıyla hayranlık duyulacak bir askeri ortaokul öğrencisiydi. Bir an kendimi o üniformanın içinde hissettim. O birkaç gün içinde komşular Ahmet’i görmeye gitti. Biz de annem Zübeyde Hanım ve kız kardeşlerim Makbule ve Naciye ile birlikte Ahmetlerin evine gittik. Ahmet askeri üniformasıyla evin salonunda, misafirlerin yanında sol eli cebinde biçimlice yürüyordu. Asalet ve saadetin ulaştığı en yüksek nokta buydu.
    Daha sonra bir gün Ahmet, beni ve komşu çocuklarını bir araya topladı ve şöyle dedi:“ Gelin bakalım arkadaşlar, şimdi sizlerle piyadecilik oyunu oynayacağız. Şu gördüğünüz tepeyi, Türk çocukları savunacak. Rum çocukları ise, ben başla dediğimde tepeye çıkarak onları aşağı çekmeye çalışacak. Oyunun sonunda, hangi grup tepeyi ele geçirirse o grup kazanmış sayılacak. “
    Komşumuzun oğlu Ahmet’in başla demesiyle Rum çocukları ileri atıldılar ve tepeye tırmanmaya başladılar. Takımlar beşer kişiydiler ve ilk tepeye tırmanan Rum çocuğu bir arkadaşımı kolundan tutup aşağı çekti. Rum çocukları çok hırslıydı ve paçasından yakalanan bir arkadaşım daha aşağı çekildi. Aşağı çekilen iki arkadaşımın yukarı çıkma şansı yüzde bir bile değildi. Şimdi tepeyi savunan üç Türk çocuğu kalmıştık. Beş Rum çocuğu tepenin üstüne çıktı ve etrafımızı sardı. Yeniliyorduk.
    Bir Türk çocuğu, beş Rum çocuğuna bedeldir, dedim. Onlar bana değil, ben onlara saldırdım. Tepeyi Rum çocuklarına bırakmamaya kararlıydım. Benim kazanma isteğimi gören arkadaşlar da ileri atıldılar. Sonunda tepenin üstünde iki Türk çocuğuyla yalnız kalmıştım. Rum çocuklar, yenilgiyi kabul etmişler ve üstleri toz toprak içinde aşağıdan bakıyorlardı. Biz kazanmıştık.
    Mustafa daha sonra gizlice sınava girdi ve Selanik Askeri Rüşdiye’sine kaydını yaptırdı. Mustafa özellikle sınavın yetenek bölümündeki piyadecilik oyununda demir gibi bileği, çelik gibi yüreğiyle komutanların dikkatini çekti.
    Kuvvet, kudret, hareket, kabiliyet hepsi Mustafa’da vardı. Gelmedi, dedi komutanlar, bu askeri rüşdiyeye böyle bir öğrenci daha gelmedi. Gelemez, dedi bir başka komutan, dünya durdukça hiçbir askeri rüşdiyeye böylesine bir öğrenci gelemez.

    Atatürk’ün Çocukluğu – Ezgi Yayınları – Yayın Yılı: Aralık 1994

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu