Hz. Salih’in Hayatı, Hz. Salih Hakkında Bilgi
Bu makalemizde siz değerli okuyucularımıza Allah (cc) tarafından “Semud Kavmi” ne peygamber olarak gönderilen Hz. Salih'in Hayatından bahsedeceğiz.
Hayatı
Hz. Salih Allah (cc) tarafından “Semud Kavmi” denilen kavme peygamber olarak gönderildi. Semud kavmin atası olması hasebiyle bu topluluğa Semud Kavmi denilmiştir. Bu kavme yaşadıkları bölge itibari ile Kur’an-ı Kerim’de “Ashab-ı Hıcr” de denilmiştir. Semud, Casir’in oğlu Casir, İrem’in oğlu İrem ise Sam’ın oğludur. Dolayısıyla Semud Hz Nuh’un torununun torunudur. Semud Kavmi içerisinden peygamberlikle görevlendirilen Hz. Salih’in nesebi ise şöyledir: Salih b. Ubeyd b. Esif b. Mâşic b. Ubeyd b. Câdir b. Semûd’tur.
Tevratta adı geçen Nuh’un torunlarından Arpashad oğlu “Saleh” ile aynı kişi olabilir. Salih “dua ve ibadet eden” manasına gelen bir kelimedir. Onun Zühd ve takvasından dolayı bu isim verilmiş olsa gerek. Hz. Salih risaletten önceleri ticaretle meşgul oldu.Semud Kavmi Hicaz ile Şama arasında bulunan Hıcr bölgesinde yaşadı. Nitekim Rasûlüllah Tebük gazvesine giderken, beraberinde bulunan Müslümanlarla Hıcr bölgesine uğrayıp, Hz. Salih ve kavminin yaşadığı yeri, devenin çıktığı kaya ve su içtiği yeri gösterdi.
Kur’an-ı Kerîm’de Semud kavminin “…bahçelerin, pınarların içinde, ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların..” içinde yaşadığı tasvir edilmekle birlikte, Hz. Salih’e mucize olarak verilen devenin içtiği suyun tartışma konusu olması ve bir gün devenin bir gün ise Semud Kavminin tek bir kaynaktan sırası ile su içmeleri tezat görünmektedir. Bu durum bolluk ve bereket içinde yaşayan Semud Kavminin daha sonra kıtlıkla imtihan edilmesiyle açıklanabilir. Allah (cc), Semûd kavmini uzun ömürlü kılmıştı; hattâ onlardan birisinin kerpiçten yapmış olduğu ev ömrüne kâfi gelmeden yıkılıyordu. Bunun üzerine onlar, dağlardaki kayaları oyarak geniş evler yaptılar ve bolluk.içerisinde yaşadılar. Onların kayalardan yapmış olduğu antik kent “Petra” son dönem kazılarıyla gün yüzüne çıktı.
Helak olan Ad Kavminden sonra yaşayan Semud Kavmi zamanla Ad Kavmi gibi küfre ve dalalete sapınca Allah (cc) kendi içlerinden Hz. Salih’i onları uyarması için peygamber olarak görevlendirdi. Semud Kavmi de Ad Kavmi gibi putlara tapıyor, Allah’ı inkar ediyorlardı. Hz. Salih’in onları hakka davet etmesine rağmen çok küçük bir grup haricindekiler inkar ve küfürlerinde inat ettiler.
Hakkında Bilgi
Hz. Salih‘in ısrarlı bir şekilde onları hakka davet edip, korkutması üzerine putlarıyla birlikte çıktıkları bir bayram da: “Ey Salih! Sen de bizimle birlikte bayramımıza katıl, bize bir âyet (mucize) göster, sen kendi Allah’ına yalvar, biz de kendi ilahlarımıza yalvaralım. Eğer duanız kabul olunursa biz sana tâbi olalım, şayet bizini duamız kabul olunur ise sen bize tâbi ol.” dediler. Hz. Salih onların bu isteğini kabul etti. Bunun üzerine onlar putlarını yanlarına alarak bayram yerine çıktılar, onlarla beraber Salih de bayram yerine geldi.
Onlar, Hz.Salih’in duasının kabul olunmaması için putlarına yalvardılar. Bu arada Semûd kavminin başkanı durumunda olan birisi : “Ey Salih! Şu tek başına duran kayadan on yaşında hamile ve geniş karınlı bir dişi deve çıkar. Eğer bunu yaparsan senin peygamberliğini tasdik edeceğiz.” dedi. Bunun üzerine Hz. Salih kendisini tasdik edeceklerine dâir onlardan söz aldıktan sonra kayanın yanına gelip namaz kıldı ve Rabb’ine dua etti. İşte bu sırada kayada, doğum sancısı çeken kadınlarda görüldüğü gibi bir sancı çekme hâli görüldü. Bundan hemen sonra kaya açıldı, içerisinden ise onların istedikleri gibi bir dişi deve çıktı. Bu durumu onlar gözleriyle görüyorlardı. Az sonra bu deve kendi büyüklüğünde bir erkek yavru doğurdu. Bu durum karşısında Semûd kavminin başkanı durumunda olan Cündu’ b. Amr ile birlikte kavminden bir grup kimseler Hz.Salih’e iman ettiler.
Semud Kavmi
Cansız bir kayadan canlı bir devenin çıkması, Semud Kavmine yetecek kadar süt vermesi Mucize olarak yeter. Ancak küfürde ve dalalette ısrar eden insan nefsi için bu hiç de kayda değer bir şey değildi. Neticede Hz. Salih’in kavminden bir grup hariç geriye kalanlar inatlarında ısrarcı oldular.
Kayanın ortasından deve çıktıktan sonra Salih onlara : “İşte bu dişi devedir. Su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir.”dedi. Ayrıca onlara : “Bu deveyi keserseniz mutlaka Allah sizi helak eder.” Diyerek nasihatlarda bulunmasına rağmen onlar söz dinlemediler ve deveyi kestiler. Deveyi kesenlerin ele başı Kudar b. Sakif b. Cenda idi. Onlar Kur’an’ın da belirttiği üzere 9 kişydiler. Halkta onların bu vahşetine ses çıkarmadı.Bunun üzerine Allah (cc) onların durumunu şöyle haber verir: “Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek Öldürdüler ve Rab’lerinin emrinden dışarı çıktılar da:’Ey Salih! Eğer sen gerçekten Peygamberlerden isen, bize, tehdit ettiğin azabı getir. ‘Dediler.Bunun üzerine onları o, (şiddetli) sarsıntı yakaladı da yurtlarından diz üstü çökerek donakaldılar.” Hz. Salih, (onlara): “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın (sonra helak olacaksınız)” uyarısını yaptı.
İbn Kesîr ve İbnü’l-Esir bu üç günlük süreci şöyle bildirir: Hz. Salih (a.s)’ın mühlet tanıdığı üç günlük müddetin birinci günü, Semûd halkının yüzleri sapsarı oldu. İkinci günü ise, kıpkırmızı oldu. Üçüncü günü ise, yüzleri simsiyah oldu. Çünkü Hz. Salih (a.s), onlara, ilahi azabın geleceğini bildirmişti. Hz. Salih (a.s)’m mühlet tanıdığı üç gün sona erip dördüncü günün sabahında, güneşin doğmasıyla birlikte üstlerindeki gökten (çığlık şeklinde) şiddetli bir gök gürültüsü ve atlarından ise sarsıntı ve zelzele geldi. Ruhları dışa taştı. Canlan çıktı. Sarsıntılar ve gök gürlemeleri durdu. Sesler kesildi. (Onlara gelmesi bildirilen) hakikat yerini buldu. Yurtlarında cansız ve hareketsiz cesetler olarak diz üstü çökük vaziyette kalakaldılar.
Allah (cc), Semûd kavminden doğu ile batı arasında bulunan herkesi helak etti, ancak Harem (Ka’be)’de bulunan bir kişi helâktan kurtuldu. Onu bu azaptan Harem’de bulunması kurtarmıştı. Hz. Peygamber’den bu kişinin kim olduğu sorulduğunda O, “Ebû Riğâldir” buyurdular.
Semûd kavmi helak olduktan sonra Hz. Salih (A.s.) Şam tarafına hareket edip Filistin’e geldi. Sonra buradan Mekke’ye gitti ve orada yerleşti. Hz. Salih ölünceye kadar burada ibadetle meşgul oldu, vefat ettiği zaman ise elli sekiz yaşında bulunuyordu.