FelsefeNedir

Empirizm Nedir?

Empirizm Nedir

Empirizm, ampirizm diğer adıyla deneycilik; doğru bilginin akıl yolu ile değil, deney ve tecrübe ile ulaşabildiğini savunan bir akımdır. İnsan zihninin doğuştan hiçbir bilgiye sahip olmadığını savunan bu akımda en yaygın olan benzetme ise tabula rasa (boş levha) benzetmesidir.

Rasyonalizm akımına tepki olarak doğan bu akımda doğuştan gelen hiçbir bilgi ve ilke yoktur hepsi sonradan kazanılan deneyim ve duyulardan kazanılmıştır.

İlk çağ felsefesinde genellikle evrenin var oluşu, tanrının varlığı gibi sorulara cevaplarını ortaya koymuştur. İlk çağda deneyciliğim en büyük temsilcilerinden birisi Epikür’dür.

Savunduğu en önemli şey insan zihninin doğduğu anda kazandığı hiçbir bilgi olmadığını, bütün bilgilerinin yaşadığı süreçlerdeki deneyim, tecrübe ve duyumları ile kazanabilmektedir.

Bir başka Felsefe Akımı olan Septisizm Nedir?

Empirizm’in Tarihsel Gelişimi

Empirizm Nedir denince Empirizm akımının ilk ve en yalın halini Epikür’de görmekteyiz. ” Mühür, bal mumuna nasıl tıpatıp kendi izini bırakırsa eşyalar da bizlerde belli izler bırakır.” sözü ile aslında dış dünya ve nesnelerin üzerimizdeki öğretici etkisinden bahsetmiştir. Düştüğümüz yanılgıların sebebinin duyularımız değil, duyularla harmanlanan düşüncelere akıl yolu ile yüklenen ve yorumlanan içerikler olduğunu savunmuştur.

“İngiliz Deneyciliği” adını verdiğimiz bir diğer empirizm topluluğunun kurucuları olan Locke, Berkeley ve Hume’dur.

“Çağrışımcı Deneycilik” ise İngiliz Deneyciliği’nin bir önceki aşamasına denk gelmektedir. David Hardey, Joseph Priestly bu akımın temsilcileridir.

” Mantıkçı Olguculuk” ise deneycilik akımının en modern halidir ve Viyana Çevresi düşünürleri ile son şeklini almıştır.

John Lock

Deneycilik yani empirizm’in sistematik bir felsefe dalı olmasındaki öncü isimdir. Rasyonalizmin mümkün olmadığını ve insan zihninin doğduğu andan itibaren boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunmaktadır. Akıl yoluyla oluşan sadece bilgiyi değil ön ilkeyi(apriori) bile kabul etmemektedir. Çünkü zihnimizde herhangi bir somut duyum ile bağlantılı olmayan hiçbir şey bulunmamaktadır.

David Hume

Her etkinin bir sebebi olduğunu ve her sonucun bir sebebi olduğunu savunan fikir ile nedensellik ilkesini ortaya atmıştır. Bundan sonra ise çağrışımcılık ilkesinin öncüsü olarak ortaya çıkacaktır. Bu neden ile Hume deneycilik ilkesinin doruk noktasını oluşturmuştur. İç ve dış algı ayrımını reddederek düşünce sistematiği olarak Locke’dan ayrılmaktadır. O iç ve dış algıyı birleştirmeyi savunmuştur. O izlenim ve kavramları ayırmanın deneycilik için çok daha makul olduğunu savunmuştur. İzlenimlerimizin duyu organlarımız tarafından algılananlar ile sınırlı olduğunu, kavramlar ise artık canlılık ve heyecanını kaybeden izlenimlerin akılda kalan yansımaları olarak ayrılmıştır. Aklın temel görevi duyular sayesinde elde edilen bilgilerin işlenmesi, bu işlemler sonucunda doğru bilgi oluşturmasıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu